Home / İslam / ENDERUN ADAB-I MUAŞERET KAİDELERİ -1-

ENDERUN ADAB-I MUAŞERET KAİDELERİ -1-

Enderun Mektebi, Sultan İkinci Murat Han tarafından idare ve askeriyede istihdam olunacak mümtaz bir kadronun yetiştirilmesi için kurulan saray mektebidir. Enderun’daki adab-ı muaşeret kaidelerinin bazıları:

Padişahın huzurunda laubali ve edebe aykırı bir şekilde durulmamalıdır.

Soğan, sarımsak, pastırma gibi ağır kokulu yiyeceklere çok fazla rağbet etmemeli; ihtiyarlardan evvel yemeğe başlamamalı, yemeği, etrafındakileri nefret ettirecek şekilde yememeli; gözü başkalarının yemeğinde olmamalı; elini sofraya silmemeli ve ekmek kırıntılarını dökmemelidir.

Elini ve ağzını layıkıyla temizlememek, kirli, kırışık, buruşuk, yırtık elbiseleri giyinmek; kadınlara mahsus renk ve şekilde elbiseler giymek adab-ı muaşerete uygun olmayan hallerdendir.

El ve ayak tırnaklarını -tenha bir mahalde- kesmeli; abdest, yemek ve ayak havluları her gün, mümkün olmazsa iki günde bir değiştirilmelidir. Topluluk içinde burun, kulak veya dişler temizlenmemelidir.

Bir memuriyete nail olunursa, ihtiyaç sahiplerine elden gelen yardımı yapmakta kusur etmemeli; dünyanın fani olduğunu unutup, gurur ve kibre kapılmamalı; iftira, yalan ve mübalağalı söz söylememeli; arkadaş yahut hizmetçi -her kim olursa olsun- hiç kimseyi icap etmediği halde azarlayarak hakir ve zelil görmemeli, düşünmeden ağzına geleni söylememeli ve sert muamelede bulunmamalıdır.

Kötü sıfatlardan olan vefasızlık, dikkatsizlik, hak bilmezlik, kabalık, insaniyetsizlik ve cimrilik ederek rızık genişliğine mâni olmamalı ve münafıklık ve hasetçilik gibi vefayı ortadan kaldıran, iki cihanda da insanlığa zarar veren hareketleri yapmamalıdır.

Fakir arkadaşlarına karşı servet ve zenginliğiyle öğünmek gibi alçak düşürücü hareketlerde bulunmaktan, elde ettiği ilim ve sahip olduğu makam sebebiyle halk tarafından övüldüğü zaman “estağfirullah” diyecek yerde bu iltifatlarla böbürlenmekten, hakikaten ilim sahibi olanlar bile nefislerini ezip acziyetlerini itiraf ederken nefsin hoşuna gidecek şekilde hüner ve marifet sayılan her türlü güzelliğin kendinde bulunduğunu söyleyerek bunları hep kendine mal etmekten kaçınmalıdır.

About Süleyman GÖKSU

avatar

BU HABERİ OKUMAK İSTERMİSİNİZ?

RESULULLAH EFENDİMİZİN ŞEFAATİ

Büyük alimlerden Muhammed bin Harb el-Hilali (radıyallâhü anh) şöyle anlatmıştır: “Bir gün Medine-i Münevvere’ye gittim. …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir