Home / İslam / HACDAN ALINACAK İBRETLER -2

HACDAN ALINACAK İBRETLER -2

Ali bin Hüseyin (r.anhümâ) ihram giyerken yüzü sarardı, vücudu titredi ve “Lebbeyk” diyemedi. “Niçin lebbeyk diyemiyorsun?” dediklerinde: “Lebbeyk’ dersem ‘Senin lebbeyk ve sadeyk demen makbul değildir’ denmesinden korkarım” dedi ve bayıldı.

Ebu Süleyman-ı Darani’nin müridi olan Ahmed ibn-i Ebilhavari anlatıyor: İhram giyerken Ebu Süleyman “Lebbeyk” demedi. Bir mil yürüdükten sonra kendinden geçti. Kendine geldiği zaman şöyle dedi:

Allâhü Teâlâ, Hz. Musa’ya vahiy gönderdiğinde buyurdu ki: Ümmetinden zalim olanlara söyle, ismimi dillerine almasınlar. Zira beni ananı ben de anarım. Eğer zalim ise lanetle anarım.” Ebu Süleyman devam etti: “Hac nafakası şüpheli olup “Lebbeyk” diyene, ‘elindekini sahiplerine vermeyince “Lebbeyk ve sadeyk’in” kabul edilmez’ dendiğini duydum.”

Tavaf ve sayedenler, arzularını padişaha iletmek için sarayın etrafında dolaşan ve kapısının önünde gidip gelen zavallı çaresizlere benzerler. Tesadüfen padişahın kendilerini görebileceğini umarlar. Safa ve Merve arası insana bu düşünceyi hatırlatır.

Arafat’ta, dünyanın dört bir yanından gelen ve farklı dillerle duâ eden insanların bu halleri kıyameti andırır. Kıyamette de böyle çeşitli insanlar bir meydana toplanır ve her birisi kendi hâliyle meşgul olur. Dileklerinin kabul veya reddedileceği endişesiyle tereddüt içinde dururlar.

Taş atmaktan gaye, kul olduğunu göstermek ve İbrahim (a.s.)’a benzemektir. Şeytan Hz. İbrahim’i (a.s.) şüpheye düşürmek için önüne çıkmış, o da şeytanı taşlamıştı. Şeytan ona göründü, bana görünmüyor. Ne diye lüzumsuz yere taş atayım, diye aklına bir vesvese geldiğinde, bu düşüncenin, şeytandan geldiği bilinmeli ve taş atıp şeytanın beli kırılmalıdır. Zira onun belinin kırılması, emri yerine getirmekle olur. Mümin vesveseleri bir tarafa bırakarak kendine söyleneni yerine getirmeli, böyle bir taş atmakla gerçekten şeytanı kahrettiğine inanmalıdır. (İmam Gazali, Kimya-yı Sadet)

About Süleyman GÖKSU

BU HABERİ OKUMAK İSTERMİSİNİZ?

RESULULLAH EFENDİMİZİN ŞEFAATİ

Büyük alimlerden Muhammed bin Harb el-Hilali (radıyallâhü anh) şöyle anlatmıştır: “Bir gün Medine-i Münevvere’ye gittim. …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir