Home / İslam / İslam Adaleti

İslam Adaleti

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) “Üç zümre vardır ki, duaları reddolunmaz: Adil idarecinin duası, oruçlunun iftar anındaki duası ve mazlumun duasıdır. Bunu Allahü Teâlâ bulutların üstüne kaldırır. Bunun için gök kapakları açılır ve Allahü Teâlâ şöyle buyurur: İzzet ve celâlim hakkı için bir müddet sonra da olsa elbette sana yardım edeceğim.” buyurdular.

islam-adaleti

Adalet, haksızlıktan kaçınmak, her hakkı sahibine vermektir. Zulüm ise, bunun aksine, insanların hukukuna tecavüz etmektir.

Halife Ömer bin Abdülaziz’in emri üzere Cuma günleri hutbelerde “İnnellâhe ye’muru bi’l-adli (Muhakkak Allahü Teâlâ size adâleti emrediyor)” (Nahl suresi, 90.) Ayet-i kerimesi okuna gelmiştir. Bu ayetle amel eden bir millet, daima mesut olur. O millete her türlü medeni faziletler tecelli eder.

İslâm tarihi gösteriyor ki, gerek Hulefa-i Raşidin ve gerek onların izlerini takip etmiş olan İslâm hükümdarları, devletlerini adalet ve merhamet üzerine tesis etmişlerdi. Böylelikle etraflarındaki kabilelerin, kavimlerin hem memleketlerini hem de kalplerini fethe muvaffak olmuşlardı. Adaletsizlik ise dostları bile düşmana çevirir.

Velhâsıl İslâm mücâhitlerinin, fatihlerinin göstermiş oldukları o yüksek adalet sayesinde, duâlar kabul olmuş, İslâm fetihleri tecelli etmiş, İslâm memleketleri pek ziyade genişlemiş, İslâm sancağı her yerde dalgalanmıştır.

Hatta İslâm memleketi genişlemeye başladığı zaman adalet timsali olan Hz. Ömer (r.a.) ağlıyordu. Şu koca kıtalarda adaletin nasıl temin edileceğini düşünüyordu. Bir gün ağlarken sebebini sordular. Dedi ki:

“Nasıl ağlamayayım, Fırat kenarında bir oğlak zayi olsa korkarım ki Ömer’den sorulur.”

About Süleyman GÖKSU

avatar

BU HABERİ OKUMAK İSTERMİSİNİZ?

RESULULLAH EFENDİMİZİN ŞEFAATİ

Büyük alimlerden Muhammed bin Harb el-Hilali (radıyallâhü anh) şöyle anlatmıştır: “Bir gün Medine-i Münevvere’ye gittim. …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir