Home / İslam / KUR’ÂN-I KERİM’İ TECVİD İLE OKUMALIDIR

KUR’ÂN-I KERİM’İ TECVİD İLE OKUMALIDIR

Her Müslüman’ın namazı caiz olacak kadar Kur’ân-ı Kerim’den Sure veya Ayet ezberlemesi farz-ı ayın olduğu gibi namazının bozulmaması için Kur’ân-ı Kerim’i lahn-i celiden yani harf, hareke yahut sükûn hatasından kurtaracak kadar tecvid bilmesi ve ona riâyet etmesi de farz-ı ayındır. Lahn-i hafi (harfleri hatalı olarak kalın yahut ince okumak, idgâmı terk etmek gibi hatalar)dan kurtaracak kadar tecvîd bilmek ise farz-ı kifayedir. Bunları bildiren Tecvid ilmini öğrenmenin ve Kur’ân-ı Kerim’i tecvidli okumanın farz olduğu kitab, sünnet ve icmâ ile sabittir. (Tecvîd-i Reşadiye)

Kur’ân-ı Kerim, tecvidiyle inzal olunmuş ve tecvidiyle okunmuştur. Nitekim Ayet-i celilede -meâlen-: “Onu gönlüne iyi tesbit edelim diye böyle indirdik ve fevkalade bir tertîl ile tertîl eyledik” (Furkân Suresi, Ayet 32) buyurulmuştur. Hz. Ali (r.a.): “Tertil, harfleri tecvidli okumak ve vakfları bilmektir” buyurdular. (Şerh-i Mukaddime-i Cezeri)

Peygamber Efendimiz (s.a.v.), Kur’ân-ı Kerîm’i tecvîd üzere okumayı emretmiş, tecvide riâyet etmeden okumayı da yasaklamış ve “Nice Kur’ân okuyanlar vardır ki, Kur’ân onlara lanet eder” buyurmuşlardır.

Abdullah bin Mes’ûd (r.a.): “Kur’ân’ı tecvid ile okuyun, güzel sesle onu süsleyin ve onu Arapça’nın kaidelerine uygun olarak okuyun. Çünkü Kur’ân, Arapça’dır. Muhakkak Allâhü Teâlâ, Kur’ân-ı Kerim’i Arapça’nın kaidelerine uygun olarak okuyanları sever” buyurmuşlardır. (Tayyibetün-Neşr)

Büyük kıraet alimi İbnü’l-Cezeri şöyle buyurmuştur: “Kur’ân-ı Kerim’i tecvide riayetle okumak, vâcibtir, lâzımdır. Kur’an-ı Kerim’i tecvîdiyle okumayan kimse günahkardır. Çünkü Allâhü Teâlâ, onu tecvîdle indirdi ve bize kadar tecvîdle geldi. Tecvîd tilâvetin süsü, eda ve kıraetin de zinetidir.” (Mukaddime-i Cezeri)

Tecvid öğrenmeye imkanı olduğu halde, böyle bir mes’uliyeti kibirlenerek küçük gören ve tecvid öğrenmeyen kimse günahkâr olur. Ancak dilindeki bir özürden dolayı tecvid ile okuyamayan yahut tecvid öğreten birini bulamayan kimse mazur sayılır.

About Süleyman GÖKSU

avatar

BU HABERİ OKUMAK İSTERMİSİNİZ?

RESULULLAH EFENDİMİZİN ŞEFAATİ

Büyük alimlerden Muhammed bin Harb el-Hilali (radıyallâhü anh) şöyle anlatmıştır: “Bir gün Medine-i Münevvere’ye gittim. …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir