Home / Kahramanmaraş / MARAŞ VALİSİ KALENDER PAŞA’NIN ÇİLELİ YOLCULUĞU II (1819–1821)

MARAŞ VALİSİ KALENDER PAŞA’NIN ÇİLELİ YOLCULUĞU II (1819–1821)

Mehmet Akif Terzi - Devlet Bahçeli

Mehmet. Akif Terzi*
mehmetakifbey@gmail.com

Kalender Paşa bölge tarihinin kaderini etkileyen en önemli şahsiyetlerden biri olduğu kadar Fettahoğlları ve Küçükali oğullarının tarihteki bu gizem dolu yolcuğunda da birinci derecede rol almış yegâne bir şahsiyettir.

Bölgedeki Türkmen aşiretlerine olan yakınlığı ve muhabbeti aslında kendisinin sonunu hazırlayan bir yol haritasını da beraberinde getirmişti. İdam sonrası iki aileden kalanların Rodos sürgününü bir şekilde bertaraf eden Paşa, yine aynı kişiler için çıkan idam fermanını da büyük gayretlerle önlemişti. Fakat bölgede güç dengeleri artık değişmiş, Adana ve Halep valilerinin ince siyaseti sonucu yalnız kalmıştı. Artık yanında ne Ağca Bey ne de Küçükali oğlu Dede Bey vardı. İdamlar sonrasında aşiretlerin huzursuzluğunun bir türlü önlenememesi, Dede Bey’in kardeşi Mustafa’nın bir kısım boy beyleriyle olan münasebetleri, damadı Mürseloğlu Haydar, kardeşinin hanımı Kara Fatma’nın faaliyetleri ve kendisinin de Dülkadirlilere verdiği eziyetlerden dolayı sadaret’e sık sık giden şikâyetler artık II. Mahmut un da sabrını taşırmıştır. Açıkçası artık Kalender Paşa padişahın mizacına ve tavrına ters düşmüştür. Bütün bunlar üst üste konduğunda artık Kalender Paşa’nın bu bölgede kalmaması gerekmektedir. Ve sonunda Kalender Paşa’nın Maraş dışına bir yere sürgün edilmesi hakkında ferman yazılır. Vezareti elinden alınan Kalender Paşa 12 Mart 1819 tarihinde Ankara’ya sürgün edilir. Maraş valiliğine ise Silistre valisi iken ora halkına eziyet etmekten dolayı Dimetoka’ya sürgüne gönderilen Mütfizade Hüseyin Paşa vezir rütbesiyle tayin edilir. Bu olayı Cevdet Paşa tarihe şöyle not düşmüştür. Kalender Paşanın etvar ve mişvarı mizac-ı asra muvafık görülmediğinden hilal-i Cemaziyel- ahirede vezareti ref olunarak Ankara’da ikamete memur kılınmıştır”.

Ankara’da ikamete mecbur edilen Kalender Paşa’nın taraftarları padişahın bu kararını kabullenmek istemiyorlardı. Maraş içlerinde ve çevresinde olaylar durulmuyor, hükümet adına görev alan hiç kimse tanınmıyordu. Yeni gelen vali yaptırdığı bir tahkikat neticesinde Ankara’da sürgün olarak kalan eski vali Kalender Paşa’nın Ankara’dan Maraş’ın işlerine karıştığını tespit etmişti. Aşiretler ve Maraş’ın Bayezidli halkı Ankara ile sürekli haberleşmekte idi. Hüseyin Paşa Sadaret’e bir yazı göndererek durumu tüm açıklığı ile anlatmış ve Kalender Paşa’nın daha uzak bir yere sürülmesini rica etmiştir.

Bunun üzerine padişah II. Mahmut gönderdiği ferman ile Kalender Paşa’nın adalardan her hangi birine sürülmesini emretmiştir. Kaderin bir cilvesi olmalı ki Rodos Adasına sürgün olmaktan kurtardığı kimseler yüzünden Kalender Paşa’nın kendisi Rodos’a sürülecektir. Ankara’ya geldikten beş ay sonra ağustos 1819 da ailesi ve kapı halkıyla birlikte Rodos’a gelen Kalender Paşa yaptığı bunca hizmetten sonra kendisine reva görülen bu sürgünden hiç de hoşnut değildir. Kalender Paşa’yı Rodos’a götüren sebep, belki de içinde bulunduğu taassup duygusu idi. Memleketindeki yakınlarına ve aşiret boy beylerine karşı duygusal yaklaşımı, onların tavır ve tutumları karşısında devletin kudretini ortaya koyamaması bu sonu hazırlamıştı. Kalender Paşa memleketinde valilik yapmanın zorluklarını omuzlarında taşımaktaydı. Kendi yakınlarının bulunduğu bir yerde adaletli olmak ve devletin gücünü temsil etmek belki de ateşten bir gömlek giymekti ki paşayı yakan da o ateşti. Kalender Paşa Maraş gibi denizden yüksek, havası kuru ve dağlık bir ortamdan rutubetin bol olduğu deniz havasından dolayı Rodos’a bir türlü alışamaz ve sürekli hastalanır. İçinde bulunduğu şartları bir yazı ile Sadaret’e bildiren Paşa, durumumun padişaha iletilmesi üzerine Rodos Adasına geldikten yaklaşık altı ay sonra aynı şartlarla İzmir’e ikamete mecbur edilir. İzmir’de münasip bir konağa yerleştirilen Paşa’ya bin kuruş da maaş bağlanır. Kuşadası mubayaacısı Mustafa Ağa’nın Sadaret’e yolladığı bir raporda Sisam muhafızı İlyas-zade Ahmet Ağa’nın işini iyi yapamadığı, sahillerin muhafazası eğer İzmir’de ikamet eden Kalender Paşa’ya verilirse buraların daha da güvenli olacağı belirtilmektedir. Mustafa Ağa’nın yaptığı bu teklif Sadaret tarafından da uygun bulunur. Bunun üzerine Kalender Paşa yüz elli bin kuruş maaşla ve daha önce elinden alınan vezareti de tekrar uhdesine verilerek Kuşadası Muhafızı olarak tayin edilir. İzmir’de kaldığı müddetçe haremi ve kapı halkıyla birlikte sevgi ve saygı duyulan Kalender Paşa yeni maceralara doğru yelken açmak üzere Kuşadası’na doğru yola çıkar. İzmir halkının Kalender Paşa’nın haremi ve kapı halkından oldukça memnun olduğunu İzmir Kadısı Ahmet Lütfi Efendi’nin İstanbul’a gönderdiği bir rapordan anlamaktayız. Kadı Efendi’nin bu yazısı belki de Kalender Paşa’nın hükümet nezdinde azalan itibarının tazelenmesi anlamına da gelmekteydi. Oldukça sevinçli görünen Paşa, kendisine tekrar verilen vezirlik rütbesiyle birlikte yeni görevi için Sadaret’e bir teşekkür mektubu yollamayı ihmal etmeyecektir.

İzmir’den toparlanıp Kuşadası’na gelen Paşa, burada münasip bir konağa yerleşerek 27 Eylül 1820 tarihinde görevi teslim alarak muhafaza işlerine başladığını bir yazı ile Sadaret’e bildirir. Kalender Paşa hemen civar bölgelerdeki asayişsizliği ortadan kaldırarak güvenliği sağlama yönünde çalışmalara başlamıştır. Bu arada Girit de isyanlar çıkmış ve Hanya da şiddetli çarpışmalar olmaktadır. Hanya muhafızı Lütfullah Paşa’nın buradaki huzursuzluğu bastıramaması ve bir kısım uygunsuzluğu üzerine, Kalender Paşa Hanya muhafızlığına tayin edilir. Paşa bu aralar hastadır ve sağlığı bu yer değişikliğine elverişli değildir. Yorgun beden artık bu yükü kaldıramayacak haldedir.

Hanya muhafızlığına tayini çıktığı halde görev yerine gidemeyen Kalender Paşa 28 Kasım 1821 de Kuşadası’nda vefat eder. Bir buçuk yıllık sürgün hayatı ve yaklaşık 14 aylık Kuşadası Muhafızlığı görevinden sonra Paşa artık ebedi istirahatgahına kavuşmuştur. Devlette usul gereği ölen vezirlerin mallarına devlet tarafından el konularak hazineye kayd edilmektedir. Kalender Paşa’nın Maraş’ta külliyetli miktarda malı vardır. Kuşadası ve Maraş’daki muhallefatının sayım ve deftere kaydı için Kapıcıbaşı Mehmet Ağa görevlendirilir.

Devlette devamlılık esastır. Yönetici gider, ama kurumlar bakidir. Kalender Paşa’dan boşalan yere hemen Mustafa Reşit Paşa tayin edilir. Kalender Paşa’nın Kuşadası’ndaki ailesinin hali pek de iç açıcı değildir. Belki de zamansız gelen ölüm onları hiç beklemedikleri bir durumla karşı karşıya bırakmıştır. Kalender Paşa’nın haremi Reşit Paşa’ya müracaat ederek içinde bulundukları durumun hiç iyi olmadığını ve bu konuda kendilerine yardımcı olunmasını rica etmiştir. Reşit Paşa, Kalender Paşa’nın kapı halkını ve askerlerini ortada bırakmayarak sahiplenmiş ve yanında görevlendirerek bir ahde vefa örneği göstermiştir. Hükümete de merhum Paşanın hareminin hallerinin çok kötü olduğunu ve merhamete muhtaç bir halde bulunduklarını, İstanbul’a mı yoksa vatanları olan Maraş’a mı gönderilmesi hususunda bir emir gönderilmesini rica eder. Reşit Paşa, Kalender Paşa’nın haremini, gelecek olan emir sonrasında İstanbul’a ya da memleketleri olan Maraş’a göndermek için gerekli hazırlıkları yapmaktadır. Mustafa Reşit Paşa’nın yazısı bâb-ı âli şura toplantısında ele alınmış, Kalender Paşa’nın hareminin acil ihtiyaçları için on bin kuruş verilmesine ve vatanları olan Maraş’a yollanmasına karar verilmiştir. Böylece Kalender Paşa’nın ölümünden dört ay sonra haremi için Maraş’a dönme kararı verilmiştir.

Bölge tarihi bakımından oldukça önemli olan bu bilgiler Kalender Paşa hakkında bundan önce yapılan yanlışların düzeltilmesi için bir fırsat olmalıdır.

Bilgi paylaşıldıkça güzeldir.

Belge: Kalender Paşa’nın Kuşadası’nda vefatı.

About Mehmet Akif TERZİ

avatar

BU HABERİ OKUMAK İSTERMİSİNİZ?

“SULTANLAR İNSANLARA, ÂLİMLER SULTANLARA HÜKMEDER”

Hz. Ali (k.v.) şöyle buyurdu: “Alimler, daima mescitlerde bulunan oruçlulardan daha hayırlıdır. Bir alim vefat …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir