Home / Köşe Yazıları / OSMANLI DÖNEMİ SÜLEYMAN ŞAH TÜRBESİ VE SONRASI

OSMANLI DÖNEMİ SÜLEYMAN ŞAH TÜRBESİ VE SONRASI

OSMANLI DÖNEMİ SÜLEYMAN ŞAH TÜRBESİ VE SONRASIMehmet Akif Terzi ( Osmanlı Arşiv Uzmanı)

Gündemimizin ilk sırasını işgal eden “Süleyman Şah Türbesinin Osmanlı Arşivlerindeki izlerine baktığımızda bunun 1882’ye kadar uzandığını görmekteyiz.Bu konu hakkında sevgili dostum Prof. Dr. Erhan Afyoncu Osmanlı Arşivlerinde yaptığı araştırma sonucunda aşağıda da belirtileceği gibi hem önemli belgelere ulaşmış ve hem de türbenin planını bulmuş ve Murat Bardakçı ile bir gazete de yayınlamıştı.

Osmanlı Hanedanı’nın büyük atası olan Süleyman Şah’ın mezarı 19. asırda tamamen harabe haline dönmüştü. Mezarın elden geçirilmesi 1882’de gündeme geldi.Halep Vilayetinden türbenin içler acısı durumunu bildiren yazı geldiğinde bu durum II. Abdülhamid’e arzedildi. Bu dönemde II. Abdülhamid memleketin dört bir tarafındaki önemli şahsiyetlerin türbelerini elden geçirtmiş veya yeniden inşa ettirmişti. Bu türbeler arasında Ertuğrul Gazi’nin, Şeyh Edebali’nin, Akşemseddin’in ve Bolayır’da vefat eden Süleyman Paşa’nın kabirlerini sayabiliriz.Caber Kalesi’nin eteklerinde bulunan mezara 1884’te türbe inşası için bir keşif yaptırıldı, inşaatın 49 bin 145 kuruşa mâlolacağı belirlendi ve Sultan Abdülhamid gerekli plânların hazırlanmasını emretti. Türbe kare biçiminde olacak, mekâna kuyu, ambarlar, odalar ve türbenin korunması için askerlerin kalacağı bir koğuş yaptırılacaktı. İnşaatın tamamlanmasının ardından, türbeye muhafız olarak bir onbaşının kumandasında bir takım ve 100 kuruş maaşla bir de türbedar tayin edildi.

TÜRBENİN PLANI;

Ancak inşaat kaliteli olmadığı için türbe defalarca harabeye dönmüş, tamirler görmüştür. 1910 yılında Sultan Mehmet Reşad döneminde Dahiliye Nezareti Kasım 1910 yılında Sadarete yazdığı bir yazıda türbenin acilen tamire muhtaç olduğunu bildirerek masraflarının padişahın bütçesinden karşılanması hususunu arz eder. Ancak patlak veren dünya savaşı araya girince bu tamir girişimi sonuçlanmaz. Derken aradan yine seneler geçti ve Kurtuluş Savaşı yılları geldi… Suriye, I. Dünya Savaşı’ndan itibaren Fransızların işgaline uğradı. Lozan öncesinde masaya oturan Türkiye ile Fransa arasında Ankara’da 1921’in 20 Kasım’ında bir “ön barış andlaşması” imzalandı ve Fransa andlaşmanın 9. maddesiyle Caber Kalesi’ndeki “Türk Mezarı”nın Türk toprağı olduğunu kabul etti.Türkiye’nin yeni sınırları 24 Temmuz 1923’te Lozan’da son şeklini alırken Fransız temsilci General Pelle, Türk delegasyonunun başkanı İsmet Paşa’ya aynı gün resmi bir mektup gönderdi ve Ankara Andlaşması’nın hükümlerinin aynen geçerli olduğunu, Lozan ile çakışmadığını duyurdu.

Son Halife Abdülmecid Efendi, 18 Ekim 1921’de Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na, yani Mustafa Kemal Paşa’ya gönderdiği mektupta, Türkiye Cumhuriyeti’nin sınırları dışındaki tek toprak parçası olan Suriye’deki Caber Kalesi’nin Türk toprağı olarak kalmasını Fransa’ya kabul ettiren Ankara yönetimini tebrik etmişti.

Türk Mezarının ahvali 1938 yılına kadar gündeme gelmedi. Cumhuriyet döneminde 150’likler listesinde olup Suriye’ye sürgüne gönderilen edebiyatımızın çok önemli isimlerinden biri olan Refik Halid Karay 1938 yılında türbenin durumunu gündeme getirdi. Bu yazı üzerine Ankara harekete geçti ve yetersiz kalsa da bir tamir yaptırıldı. Devrim yasalarından olan ve tekke, zaviye ve türbelerin kapatılmasını emreden yasanın çıkmasının ardından kaldırılan Süleyman Şah Türbesi’nin imamlık kadrosu da yeniden ihdas edildi. 1931 Haziranı’ndan itibaren Evkaf Umum Müdürlüğü bütçesinden maaşının ödenmesi kararlaştırıldı.Türbeyi 1949’da bir astsubay, bir onbaşı ve sekiz er korumaktaydı…

1951’de Caber Kalesi’ni, Süleyman Şah’ın mezarını ve Halep ile Şam’daki şehitliklerin durumunu inceleyen Konya Miletvekili Saffet Gürol’un hazırladığı raporda bu mekânlarda büyük aksaklıklar bulunduğuna dikkat çekilmesi üzerine Türk Mezarı tekrar gündeme geldi ama o senelerde Suriye ile münasebetlerimizin iyi gitmemesinden dolayı hiçbir şey yapılamadı.Süleyman Şah, ölümünden dokuz asır sonra, 1973’te yerinden oldu. Suriye, Caber Kalesi’nin bulunduğu bölgeyi sular altında bırakacak olan bir barajın inşasına başlayınca Türk Mezarı eski mekânına benzeyen bir başka yere taşındı. Süleyman Şah için orada yeni bir türbe inşa edildi ve bir müfreze asker bulundurup bayrak çekme âdeti bu yeni türbede de devam etti.

Yukarıda büyük atamız Süleyman Şah’ın türbesi hakkındaki tarihi gelişim özetle ortaya konmuştur. Kendisini Osmanlı hayranı ve takipçisi olarak gösteren yetkililerin ulu atamıza reva gördükleri bu tavrı okuyucuların takdirlerinebırakmak gerekmektedir.

BELGELER

About Mehmet Akif TERZİ

avatar

BU HABERİ OKUMAK İSTERMİSİNİZ?

“SULTANLAR İNSANLARA, ÂLİMLER SULTANLARA HÜKMEDER”

Hz. Ali (k.v.) şöyle buyurdu: “Alimler, daima mescitlerde bulunan oruçlulardan daha hayırlıdır. Bir alim vefat …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir