Home / Köşe Yazıları / OSMANLI’DA RÜŞVET ALMANIN ENGELLENMESİNE DAİR CEZA KANUNNAMESİ

OSMANLI’DA RÜŞVET ALMANIN ENGELLENMESİNE DAİR CEZA KANUNNAMESİ

OSMANLI’DA RÜŞVET ALMANIN ENGELLENMESİNE DAİR CEZA KANUNNAMESİ

Mehmet Akif TERZİ

1839 yılında ilan edilen Tanzimat Fermanı ile Osmanlı Devleti’nde yeni bir dönem başlamıştı. Bu fermanla birlikte bürokrasiden yargı sistemine kadar birçok alanda yeniliklere gidilmişti.

Tanzimat Fermanı’nın tamamlayıcısı olarak görülen 1856 Islahat Fermanı da bu kabilden değerlendirilmelidir. Bu iki ferman da batılı ülkelerin azınlık haklarının korunmasına yönelik baskılar sonucu uygulamaya konulmuş olmasına rağmen devletin birçok kurumunda reformlara gidilmesi bakımından oldukça önemlidir. Klasik dönem Osmanlısında rüşvet almak-vermek, devletin malını çalmak, devlet malını zarara uğratmak gibi suçlar çok ağır cezaları gerektiriyordu. Islahat Fermanı’ndan hemen önceye rastlayan Rüşvet Kanunnamesi de Osmanlının yenileşme ve tekrar bir ivme ile toparlanma sürecinde rüşvet illetinin önüne geçilmesi için düzenlenen bir kanundur. Sultan Abdülmecid’in emri ile hazırlanan Rüşvet Kanunu yayınlandığı günden itibaren yürürlüğe girmiştir.

Osmanlı hayranlığı üzerinde yoğunlaşan tartışmalarının gölgesinde Türkiye’nin gündemine oturan meclisteki rüşvet, yolsuzluk ve devlet malını çalmak gibi suçlara Osmanlı’nın bakışını ortaya koymak adına bu kanunnameyi okuyucuların bilgisine sunuyoruz.

 

Mucebince Amel Oluna

Şeriatça, Devletçe ve insanca ayıplanmış ve kötü olarak görülmüş olan rüşvet almak, Devlet malını çalmak fiillerinin kâmilen yasaklanması ve def edilmesi için bunun çeşit ve derecesi; rüşvet alan ve verenlerin cezalandırılmasına dair Devlet-i Aliye ceza kanunlarının bir parçası olmak üzere tanzim olunan, tamamının icrasının padişah emri olduğu özel kanunamedir:

Rüşvet Faslı

Madde 1:

Gerek bizzat doğrudan doğruya ve gerek adamları aracılığıyla rüşvet alan Osmanlı vatandaşı her kim ve hangi milletten olursa olsun ve hangi rütbe, görev ve memuriyette bulunursa bulunsun aldığı rüşvet kendisinden bir misli fazlasıyla alınır. Şayet rüşvet alan şahıs görevli biri ise memuriyetinden çıkartılarak üzerinde varsa rütbesi kaldırılarak maaşı kesilir. Bu suçu ilk kez işlemiş ise bir yıl devlet hapishanelerinde hapis ya da iki yıl müddetle vatanın herhangi bir yerine sürgün edilir.

Madde 2:

Rüşvet veren Osmanlı vatandaşı her kim ve hangi milletten olursa olsun ve hangi rütbe, görev ve memuriyette bulunursa bulunsun rüşvet veren birinci maddede olduğu üzere rüşveti alandan alınarak bulunduğu memuriyetten çıkarılıp varsa rütbesi kaldırıp, maaşı kesilip suçu eğer ilk kez işlemiş ise bir öncekinde olduğu gibi bir yıl hapis ya da iki yıl müddetle sürgün edilir.

Madde 3:

Rüşvete aracılık eden Osmanlı vatandaşından her kim veya hangi milletten olursa olsun ve hangi görev ve memuriyete bulunsa bulunsun, bulunduğu memuriyetten çıkartılıp üzerindeki rütbeler kaldırılıp var ise maaşı kesilip bu suçu eğer ilk kez işlemiş ise bir yıl hapis ya da iki yıl müddetle sürgün edilir.

Madde 4:

Yukarıdaki maddelerde açıklandığı üzere rüşvet alan, veren ve aracılık edenlerden devlet görevlisi olanların varsa rütbeleri kaldırılır. Şayet bu suçu ilk kez işlemiş iseler cezaları neticesinde nefislerinin ıslah olduğu devletçe anlaşıldıktan sonra tashih-i rütbe, maaş ve memuriyetlerine kavuşmaları mümkün ise de bu izin cezalarının bitiminden en az dört yıldan önce verilmez.

Madde 5:

Şayet rüşvet alan, veren ve aracılık edenler devlet görevlisi değilse yukarıda beyan olunduğu üzere rüşvet parası rüşvet alandan iki kat olarak alınıp yukarıdaki maddelerde açıklandığı gibi ya hapse atılır ya da sürgüne gönderilir.

Madde 6:

Bir şahıs rüşvet suçu ile suçlanıp cezasını çektikten sonra ikinci kez aynı suçu işlerse almış olduğu rüşvet kendisinden iki kat olarak zorla alınarak iki yıl küreğe konulur, ya da beş yıl sürgüne gönderilir. Şayet rütbesi ve memuriyeti ve maaşı varsa bütün hakları alınarak ömür boyu devlette istihdam edilmemek üzere memuriyetten men edilir.

Madde 7:

Rüşvet veren ve aracılık eden de bu işi ikinci kez yapmışsa bunlar da ya iki yıl kürek cezası ya da beş yıl sürgüne gönderilerek bunlar da ömür boyu kesinlikle devlet hizmetine alınmazlar.

Madde 8:

Rüşvet alan kişi şayet kadın ise ve evli olup da kocasının da bu işten haberdar olduğu ispatlanırsa alınan rüşvetin iki katı kendisinden alınıp kocasıyla birlikte haklarında birinci maddede beyan olunan cezalar uygulanır. Rüşvet alan kadının kocası olmadığı veya kocasının rüşvet işinden haberi ve rızası olmadığı mahkemece kanıtlanırsa yalnızca kadın birinci maddede zikrolunduğu gibi hapis cezası ile cezalandırılır.

Madde 9:

Rüşvet veren ya da rüşvete aracılık eden kadınlar ile bunların kocaları bir sene müddetle hapis ya da iki yıl sürgüne gönderilirler.

Madde 10:

Rüşvet olarak henüz para ve eşya alış verişi olmayıp aralarında özel olarak yazılı bir anlaşma var ise ve bu anlaşmanın gereği yerine getirilmemiş dahi olsa eğer mahkemece böyle bir anlaşma tespit edilirse bu anlaşmalara rüşvet alınıp verilmiş nazarıyla bakılıp bu işi yapanların haklarında rüşvet alıp verme ve aracılık etme cezaları uygulanır. Bu şartlarda nakdi ceza olmak üzere anlaşmada yazılı olan rüşvet miktarı kadar para rüşvet verenden; iki misli de rüşvet alandan tahsil olunur.

Madde 11:

Bir adam can, mal ve namusunu; velhasıl meşru menfaatlerini muhafaza için birine rüşvet vermeye gerçekten mecbur olur da bu durumu hükümet yetkililerine haber verirse vermiş olduğu para verdiği kişiden zorla alınarak kendisine iade olunup rüşveti almış olan şahıs için birinci maddede açıklanan nakdi ceza ve diğer cezalar aynen uygulanır. Ve bu adam rüşveti verdiğinde korku ve dehşetten kurtulduğu an şayet İstanbul’da ise Sadaret’e, taşrada ise bulunduğu mahallin vali ya da meclislerine bir dilekçe ile ihbar etmeyip te bu da duyulursa rüşvet veren konumunda görünüp aynı cezalar kendisine de uygulanır.

Madde 12:

Bir adamın devlet katında bir işi olup da işinin görülmesi için müracaat ettiği memur para isterse o da bu olayı yetkililere haber verip ispatlarsa, ihbar eden kişinin işi hakkaniyet ölçüsünde görülüp kendisinden istenilen para o memurdan alınarak yarısı kendisine ödül olarak verilir ve rüşveti talep eden memur hakkında rüşvet alanlara uygulanan hüküm uygulanır.

Madde 13:

Her ne husus için olursa olsun kendisine rüşvet teklif olunan kimse gerek o rüşveti almazdan önce ve gerekse aldıktan sonra başka taraftan duyulmaksızın iki ay içinde İstanbul’da ise en büyük makama, taşrada ise bulunduğu mahallin en büyük makamına ve meclisine haber verirse hakkında iyi muamele yapılarak maruz olunan rüşvetin miktarı kadar para ceza olarak tahsil edilir, rüşvet veren kimse hakkında birinci maddede beyan olunan cezalar tatbik edilir.

Madde 14:

Yasal şartlar altında gerçekleşen alışverişler ve adi işlemlerde herkesin serbest olması tabii ise de rüşvet yoluyla bir mülk veya bir malı yerine göre değerinden fahiş bir fark ile aşağı ya da yukarı değerle satmak rüşvet alıp vermek demek olduğundan bu şekilde satılan emlak ve malların gerçek kıymeti ile satıldığı fiyat arasında olan fark rüşvet verenden iki kat olarak geri alınır. Bu rüşvet işleminde bulunanlar hakkında yukarıdaki bendlerde yazılı olan rüşvet veren ve alan cezaları tamamıyla icra kılınır.

İhaleye fesat karıştırmak

Madde 15:

Devlet-i Aliyye’nin götürü usulüyle verilen mallarının ihalesi mutlaka açık müzayede ile yapılır. Büyük, küçük memur ve Devlet-i Aliyye ve sairleri tarafından müzayedesiz olarak ihale alanlar veya müzayede esnasında taliplerini korkutarak ihaleden çekilmesini sağlayanlar veya ihale bedelini teklif etmemesi için nüfuz kullanan veya hile ve desise ile ihaleyi kapatanlar veya kapattıranlar ve böyle fesat ihalelerde takma isim ile ortaklık yapanlar ve her cins ve sınıftan buna sebep ve vasıta bulunanlar bu hareketlerinden dolayı devlet hazinesinin uğradığı zarar öncelikle kendilerinden tazmin ettirildikten ve memur iseler bulundukları görev ve memuriyetten azledildikten sonra bir yıl müddetle hapis edilir veya iki yıl sürgün edilirler.

Madde 16:

Devlet ihalesinde görevli bulunan her kim olursa olsun ihaleyi alacak bir talipli var iken birinden rüşvet alarak daha düşük fiyat ile ihale ederler ise bunu yapan memur devletin malını çalmak hükmünde değerlendirilerek “sirkat” bölümündeki on dokuzuncu maddede beyan olunan sirkat cezaları ile cezalandırılır.

Madde 17:

Yabancı ülke vatandaşı olup devlet hizmetinde bulunan, ticaret yapanlardan rüşvet veren ve alan ve bu suç ile itham edilenlerin bu suçları ispatlandığı takdirde görevli iseler görevden el çektirilip bir daha devlet hizmetinde görevlendirilmeyecek ve haklarındaki mahkeme kararları elçiliklerine resmen bildirilecektir.

Hırsızlık Faslı

Madde 18:

Her kim devlet malından ayni ya da nakdi bir şey çalarsa, çaldığı şey kendisinden iki kat olarak alınır ve devlet hazinesine teslim edilir. Şayet devlet görevlisi ise görevden alınır ve varsa rütbeleri kaldırılır, maaşı kesilir, bir yıl müddetle kürek cezasına çarptırılır ya da üç yıl hapis veya beş yıl sürgün edilir. Şayet hırsızlık suçu işleyen memur değilse bu suçtan sonra hiçbir şekilde devlet işlerinde görevlendirilmez.

Madde 19:

Görevleri gereği Devlet-i Aliyye hesabına alım-satım ve imalat işleri yapanlar alım satım ve sair görevlerinde işlerine fesat karıştırdıklarında her ne surette olursa olsun hırsız sayılacak ve hırsızlık hükmüne göre cezalandırılacaktır.

Madde 20

Devlet malından hırsızlık yapanlar devlet memuru değil iseler çaldıkları mallar kendisinden iki kat olarak tahsil edilip yukarıdaki maddelerde zikredildiği gibi küreğe konulur veya sürgüne gönderilir.

Madde 21:

Memurun elindeki Devlet tahvillerini fiyat kırarak alan ya da alacaklı olanların görevleri gereği ödemesini yapmak için para veya hediye alanlar haklarında evvelki maddelerde zikredilen hırsızlık suçu ile cezalandırılırlar.

Madde 22:

İdareleri altında bulunup da yukarıdaki suçları işleyen memura göz yuman idareciler de “hırsızlık” cezası ile cezalandırılarak görevleri ellerinden alınıp müsaadesiyle alınmış olan paranın bir katı kendisinden zorla alınarak hazineye teslim edilecektir.

Hediye Faslı

Madde 23:

İhtiyaç sahibi kimselerin devletten yardım talep etme isteği ile müracaatta bulunması vesilesiyle getirdikleri yiyecek ve içecek gibi küçük miktar şeylerin bedelini ödemek kaydıyla kabulünde bir sakınca olmayıp sair surette devlet memurları ve harem daireleri halkının küçük ya da büyük aldığı hediyeler rüşvet sayılacak; alan, veren ve aracılık edenler rüşvet bahsinde belirtilen cezalara çarptırılacaktır.

Madde 24:

Devletin usulü dairesinde alenen alınıp verilen hediyelerin alınıp verilmesi mutlaka padişahlık makamının izni ile olup, izinsiz olarak gerek doğrudan doğruya, gerekse adamları aracılığı ile hediye alanlar hakkında rüşvet alan ve verenlere uygulanan ceza uygulanacaktır.

Madde 25:

Her türlü düğünlerde ve törenlerde devlet görevlilerine mahsus olmak üzere gerek hanım ve gerekse erkek tarafında bulunan hizmetlilere adi bahşiş verilmesinden başka sair isimler adı altında bir Akçelik hediye dahi alınıp verilmesi asla uygun olmayıp bunun hilafında hareket edenler rüşvet alan ve veren hükmüyle cezalandırılır.

Mahkeme Mahalleri Faslı

Madde 26:

Bu kısımda yazılı olan töhmet sahipleri haklarında muayyen olan cezaların icrası için öncelikle kemal-i hakkaniyet ve tarafsız olarak mahkeme edilerek suçları tespit olunur, suçun sabit olmasından sonra padişahın görüş ve onayına sunulur.

Made 27:

İstanbul’da (Dersaadet) bulunan memurlar ve sairler ile taşradaki büyük memur olan Defterdarlar, Mal Müdürleri, Kaymakamlar ve Büyük Meclis üyelerinden yukarıdaki suçlarla itham edilenlerin muhakemeleri mutlaka İstanbul’da Meclis-i Vala’y-ı Ahkâm-ı Adliye’de (günümüzdeki Yargıtay ve Danıştay benzeri bir yüksek mahkeme) icra olunacaktır.

Madde 28.

Yirmi yedinci ve yirmi sekizinci maddelerde zikredilen memurlardan başka taşrada bulunan küçük memurlar, kaza müdürleri ve ahaliden irtikâp töhmetinde olanların muhakemeleri her eyalet merkezinde bulunan Meclis-i Kebir’de görülmesi ve kararlarının da Meclis-i Vala-yı Ahkâm-ı Adliye’de görüşülmesi, şayet Meclis-i Vala-yı Ahkâm-ı Adliye’ye gönderilen evrakın incelenmesinden sonra suçun sabit olduğuna karar verilemediği takdirde soruşturmanın İstanbul’da zikrolunan Mecliste bir kez daha muhakemesinin yapılması gerekmektedir.

Madde 29:

Şayet Bakanlar kurulundan birisinin yasaklanan maddelerden dolayı soruşturma ve mahkemesinin yapılması gerekirse bu görev Tanzimat Meclisi tarafından yapılacak olup mazbatası Meclis-i Vükela’da (Bakanlar Kurulu) tetkik edildikten sonra padişahın görüş ve onayına sunulacaktır.

Özel Madde

Yukarıda açıklanan muhtelif maddelerdeki mevcut olan ceza hükümleri bu kanunun her yerde ilanı gününden itibaren kaldırılarak bundan sonra işbu kanun hükümleri uygulanacaktır.

3 Şubat 1855

About Mehmet Akif TERZİ

avatar

BU HABERİ OKUMAK İSTERMİSİNİZ?

“SULTANLAR İNSANLARA, ÂLİMLER SULTANLARA HÜKMEDER”

Hz. Ali (k.v.) şöyle buyurdu: “Alimler, daima mescitlerde bulunan oruçlulardan daha hayırlıdır. Bir alim vefat …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir