Home / İslam / RÜŞVET ŞAİBESİ OLAN ŞEYLERDEN DE SAKINMALIDIR

RÜŞVET ŞAİBESİ OLAN ŞEYLERDEN DE SAKINMALIDIR

Rüşvet, hakların zayi olmasına sebeptir, zulme vesiledir. Allahü Teâlâ’dan korkan, hukuka riayet eden bir kimse rüşvet günahını işleyemez. İnsan yalnız rüşvetten değil, rüşvet şaibesi olan şeylerden de çok sakınmalıdır.

Resûl-i Ekrem (sallallâhü aleyhi ve sellem) Efendimiz, Ashabı’ndan bir zatı, Zübyan Kabilesi’nin zekatlarını tahsil etmesi için göndermişti. Bu zat vazifesini yapıp Medine-i Münevvere’ye döndüğünde zekât mallarını huzuru nebevîye takdim etmiş ve demişti ki:

“Yâ Resûlallah!.. Bu malların şu miktarı sizindir. Yani: Zekat malıdır. Şu miktarı da benimdir, bana hediye verdiler.” Nebiyyi Zişan Efendimiz (s.a.v.) buna çok üzüldü. Hemen minbere çıkıp hamd ve senadan sonra şöyle buyurdu:

“Cenâb-ı Hakk’ın bana emir buyurduğu işlerden birinin yapılması için bazı kimseleri memur etmiştim. Şimdi onlardan biri gelmiş, ‘Bu malların şu kadarı sizin, bu kadarı da benimdir, bana hediye olarak verdiler’ diyor. O kimse anasının, babasının evinde oturmuş olsa idi, kendisine hediye getirirler mi getirmezler miydi, görseydi.”

Vaktiyle en büyük devletlerden birinin elçisi memleketine ait bir meselenin halledilmesi için, diğer devletin yüksek bir memuruna rüşvet teklif eder. Ondan şu cevabı alır: “Eğer yapılması istenilen mesele, memleketim hakkında faideli ise rüşvet vermeğe lüzum yok, ben onu zaten yaparım. Yok memleketim için zararlı ise dünyayı versen o hıyaneti işlemem.”

İşte ahlakta metanet, vatana muhabbet böyle olur. Hakikaten bir memur, eğer yapılması zaten lâzım gelen bir şeyi rüşvet alarak yaparsa rüşvet verene zulüm etmiş olur. Yok yapılmayacak bir şeyi rüşvet alarak yaparsa başka bir şahsa veya memuru bulunduğu bir topluluğa, devlete zulüm ve hıyanet etmiş olur. Allâh’ın zalimler ve hainler hakkındaki vadi ise malumdur. Bir memurun rüşvet değil, hediye alması bile çok kere rüşvet şaibesinden uzak olamayacağı cihetle caiz görülemez. (Hukuku İslamiye)

About Süleyman GÖKSU

avatar

BU HABERİ OKUMAK İSTERMİSİNİZ?

RESULULLAH EFENDİMİZİN ŞEFAATİ

Büyük alimlerden Muhammed bin Harb el-Hilali (radıyallâhü anh) şöyle anlatmıştır: “Bir gün Medine-i Münevvere’ye gittim. …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir