Home / İslam / SIRRI SAKLAYAN MURADINA ERER

SIRRI SAKLAYAN MURADINA ERER

Hazret-i Ali (kerremallâhü vecheh) buyurdu: “Sırrın senin esirindir. Onu söylediğinde sen onun esiri olursun.”

Hazret-i Muaviye (radıyallâhü anh): Sırrımı her kime söylediysem muhakkak uzun pişmanlıklar çekmişimdir. Onu kalbime gömdüğümde hep bana yücelik ve iyilik kazandırmıştır” buyurdu.

Hazret-i Muaviye’ye (r.a.): “Sırrını -vezirin ve en büyük müsteşarın- Amr bin As’a da söylemez misin?” dediler.

“Evet, ona da söylemem” dedi. Hz. Muaviye (r.a.): “Düşmanından sakladığın şeyi dostundan dahi sakla” derdi.

Amr bin As (r.a.) “Sırrımı bir dostuma söylesem ve o da onu ifşa eylese burada suç bana aittir” dedi. Birisi “Bu nasıl olur?” deyince “Çünkü ben kendi sırrımı saklamaya dostumdan daha layıktım” buyurdu.

Ömer bin Abdülaziz (rah.): “Kalpler kapalı kaplardır. Onun kilitleri ağızlar, anahtarları dillerdir. Herkes sırlarının anahtarına sahip olsun.” demiştir.

Her kim sırrını saklarsa iradesi elinde olur.

Töhmet yerlerine (itham edileceği mekânlara) giden kimse kendi hakkında suizanda bulunanları ayıplamasın.

Kardeşinin işini kendi işini yapar gibi en iyi şekilde yap.

Arkadaşların doğru dürüst kimseler olsun. Zira sadık dost bolluk ve zenginlik zamanında ziynettir, belâ ve darlık zamanında sana yardımcıdır.

Sırrını saklarsan selamet bulursun, ifşa edersen pişman olursun. Sırrı saklamaya sabretmek, ifşa edip de pişman olmaktan daha kolaydır. Bir insanın hırsız çalmasın diye malını saklarken kalbindeki sırrını ifşa ederek kendisini düşmanına teslim etmesi ne kötüdür.

About Süleyman GÖKSU

avatar

BU HABERİ OKUMAK İSTERMİSİNİZ?

RESULULLAH EFENDİMİZİN ŞEFAATİ

Büyük alimlerden Muhammed bin Harb el-Hilali (radıyallâhü anh) şöyle anlatmıştır: “Bir gün Medine-i Münevvere’ye gittim. …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir